Derlemeler

Neoliberal ütopya olarak mekânsız mekânlar – Yaşar Adnan Adanalı

"Kent ve İktidar" başlığıyla girizgahını yapmaya çalıştığımız tartışmanın esasına(veya girizgaha katkı) geçerken faydalandığımız ve değerli bulduğumuz bir yazıyı paylaşıyoruz.

Yaşar Adnan Adanalı’nın yazdığı “Soylulaştırılan İstiklal Caddesi ve ticarileştirilen kent mekânları” alt başlığıyla Red Thread dergisinde yayınlanan yazıyı satırbaşlarıyla paylaşıyoruz:

“Küresel kent”, neoliberal üretim ve tüketim mekanizmaları içinde ve kapitalist birikim süreçleri çerçevesinde şehrin yeniden üretilmesi ile mümkün olan bir projedir. Bu proje, hem mekânsal, hem ekonomik, hem sosyal hem de, içerik ve uygulama açısından politik süreçlerden oluşur.

Bugüne gelindiğinde yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki İstiklal Caddesi’ni her gün 2 milyon üzeri insan arşınlamakta; bu muazzam insan akışına sermaye akışının dönüştürücü etkisi de eşlik etmekte; cadde ve ona bağlanan sokaklar ve etrafında öbeklenmiş mahalleler, soylulaştırma sürecinin İstanbul’da öncelikli gözlemlendiği ve yoğun bir şekilde hissedildiği bir vitrin halini almakta. Piyasa aktörleri aracılığıyla, tek tek işletme, bina veya parsel bazında gerçekleştirilen soylulaştırma, hayatın gündelik mekânlarını dönüştürmeye başladığında çok derinden hissediliyor.

Bugün gelinen noktada boykotun yanında ve ötesinde, bu mekânları ve genel olarak yaşanılan kentleri geri alma mücadelesinin etkisini ve çapını artırarak süreceği, kentlilerin mekân ile kurdukları ilişkide radikal değişimlerin yaşanacağı öngörülebilir. Ve hatta bu değişimin sadece mekâna dair söz söyleme, karar alma ile sınırlı kalmaması ve karar alma süreçlerinden dışlananların çok daha genel anlamda politikanın kendisini sorunsallaştırmaları beklenebilir. Sanki, adil bir kent arayışının mekânsal demokrasi ile anlam kazanacağı her geçen gün daha da berraklaşmaktadır.

…Cadde ölçeğinden uzaklaşıp kentin geneline odaklanıldığında, neoliberal kent inşa sürecinin kentsel dönüşüm projeleri ile ivme kazandığı ve toplumsal aktörler için es geçilemeyecek bir dönem olan 2000 sonrası İstanbul’unda, hukuki güvenceden yoksun gecekondularda yaşayan kentin yoksulları; yasal yollar veya piyasa mekanizmasıyla yaşam alanlarına el koyulan kentin merkezindeki sakinleri; işyerlerini büyük sermayeye kaptıran küçük işletmeler; turizm projeleri için yok edilen kentsel ve kültürel miras alanları; toplumsal ayrışma ekseninde gerçekleşen kentsel projeler; güvencesiz ve taşeronlaşan emek piyasası; hızla ticarileştirilen kentsel hizmetler; ve kamusal alanların kaybolmasına yol açan mekânın özelleştirilmesi süreci geniş katılımlı kentsel muhalefetin hem zeminini sunmakta hem de elzem kılmakta.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı